Oscar Töreni 2014

Posted 10 Mart 2014 By sevdaluk
Oscar ödülleri Yerçekimi'ne kapıldı

Oscar ödülleri Yerçekimi’ne kapıldı

Alfonso Cuaron’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran “Yerçekimi” filmi, yedi dalda Oscar kazanarak geceye damgasını vurdu. En İyi Film ödülü “12 Yıllık Esaret”e giderken, 10 dalda aday gösterilen “Düzenbaz” geceden eli boş döndü

Sinema dünyasının en prestijli ödülü Oscar sahiplerini buldu. ABD film endüstrisinin kalbi olan Los Angeles’taki Dolby Tiyatrosu’nda yağmurlu bir havada yapılan törende favori filmlerin bu yıl çok güçlü olması nedeniyle kimse büyük sürpriz yaşamadı. Favorilerin çokluğu nedeniyle “Oscar geçmiş yıllardakinden daha sıkıcı geçecek” endişesi ise ünlü sunucu Ellen DeGeneres sayesinde boşa çıktı. Komedyen DeGeneres, sunuculuktaki performansı ile Soçi Olimpiyatları’ndan dolayı normal tarihinden bir hafta geç gerçekleştirilen töreni renklendirdi. 

SALONDA KAHKAHA 

2007′de de Oscar sunuculuğu yapan DeGeneres’e komedi filmlerinin ünlü ismi Jim Carrey’in de eşlik ettiği anlarda ise salon kahkahalara boğuldu. Gecenin ardından yapılan yorumlarda esprileri, çektiği selfie pozları, sahnede pizza dağıtması ve adaylar hakkındaki şakaları ile Oscar’ın aslında DeGeneres’e gittiği kaydedildi. 86′ncı Oscar ödülleri gecesinde Karen O “Aşk/ Her,” Pharrell Williams “Çılgın Hırsız 2/ Despicable Me 2,” Edina Menzel “Karlar Ülkesi / Frozen” ve U2′nun solisti Bono da “Mandela” filminin müziğiyle geceye renk kattı. Gecede ayrıca, 1940′ta Orijinal Şarkı ve Orijinal Müzik dalında iki ödül kazanan “Oz Büyücüsü”nün müziği Pink tarafından seslendirilerek 75′inci yıldönümü kutlandı. Törenin sunucusu “Oz Büyücüsü’nde yer alan peri kıyafetiyle sahneye çıkarak salondakilere eğlenceli anlar yaşattı. 

MEKSİKALI İLK YÖNETMEN 

Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerinin favori filmleri arasında kazananlar ise “Gravity / Yerçekimi” ve “12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret” oldu. Alfonso Cuaron’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran “Yerçekimi,” ağırlıklı olarak teknik dallarda olmak üzere yedi Oscar kazanarak geceden “en fazla ödül toplayan film” olarak ayrıldı. Oscar’lı ilk siyahi aktör ve yönetmen Sidney Poitier’in elinden ödülünü alan Cuaron, Oscar kazanan ilk Meksikalı yönetmen unvanının da sahibi oldu. Gecenin en prestijli ödülü olan En İyi Film kategorisinin kazananı “12 Yıllık Esaret” oldu. Filmin yönetmeni Steve McQueen ödül konuşmasında, filmin esinlendiği kitabın yazarı Solomon Northup’u anarak, 21 milyon insanın kölelikten acı çektiğini dile getirdi. 

PITT’İN OSCAR MUTLULUĞU 
“12 Yıllık Esaret” ayrıca birçok kez Oscar adayı olmasına rağmen ödülü hiç evine götüremeyen Brad Pitt’e de Oscar mutluluğu yaşattı. Filmde rol de alan Pitt, aynı zamanda yapımcılar arasında olduğu için En İyi Film ödülünü alan ekip ile birlikte sahneye çıktı. Oscar gecesinin en büyük kaybedeni 10 dalda Oscar adayı gösterilen ancak eli boş kalan “Düzenbaz” filmi oldu. Bir diğer kaybeden de “Para Avcısı”ndaki rolü ile En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde yarışan Leonardo DiCaprio’ydu. 

EN BÜYÜK OSCAR SUNUCU DEGENERES’E
Favori filmlerin çokluğu nedeniyle “sıkıcı” olması beklenen Oscar gecesi DeGeneres’in sunumuyla çok renkli geçti. Sahneye pizza söyleyen, adaylar hakkında şakalar yapan DeGeneres sayesinde tören tarihe geçti!

YİNE DÜŞTÜ!
Geçen yıl “en iyi kadın oyuncu” ödülünü almak için sahneye çıkarken takılıp düşen Jennifer Lawrence, bu kez kırmızı halıda kırmızı elbisesiyle yürürken düştü! 

TÖRENDE PİZZA SERVİSİ
Sunucu Ellen DeGeneres, konuklara sürpriz yaparak bölgedeki ünlü bir pizzacıdan beş büyük pizza siparişi verdi. Gerçekten pizzacıda çalışan genç bir adam, siparişleri kısa süre sonra getirerek ünlü oyunculara dağıttı. Oyuncular pizza kutusunu elden ele dolaştırarak bütün pizzaları bitirdi. 

‘SELFIE’ REKOR KIRDI
Tarihin en eğlenceli töreninde DeGeneres ünlü yıldızlarla “selfie” (cep telefonu ile kendi fotoğrafını) çekti. Fotoğraf bir saaten az sürede Twiter’da 1.7 milyon kez “retweet” (başkasının tweetini tweetlemek) edilerek Obama’nın rekorunu kırdı. 

Oscar kazananların tam listesi şöyle:
 En İyi Film: 12 Yıllık Esaret 
 En İyi Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey (Sınırsızlar Kulübü) 
 En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett (Blue Jasmine) 
 En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jared Leto (Sınırsızlar Kulübü) 
 En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Lupita Nyong’o (12 Yıllık Esaret) 
 En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron (Yerçekimi) 
 En İyi Uyarlama Senaryo: 12 Yıllık Esaret (John Ridley) 
 En İyi Özgün Senaryo: Aşk (Spike Jonze) 
 En İyi Sinematografi: Yerçekimi (Emmanuel Lubezki) 
 En İyi Animasyon Film: Karlar Ülkesi (Frozen) 
 En İyi Kısa Animasyon: Mr. Hublot 
 En İyi Yabancı Film: Muhteşem Güzellik (İtalya) 
 En İyi Şarkı: Let It Go – Karlar Ülkesi 
 En İyi Müzik: Yerçekimi 
 En İyi Belgesel: 20 Feet from Stardom 
 En İyi Kurgu: Yerçekimi 
 En İyi Yapım Tasarımı: Muhteşem Gatsby 
 En İyi Kısa Belgesel: The Lady In Number 6 
 En İyi Kısa Film: Helium 
 En İyi Kostüm Tasarımı: Muhteşem Gatsby 
 En İyi Makyaj ve Saç: Sınırsızlar Kulübü 
 En İyi Ses Kurgusu: Yerçekimi 
 En İyi Ses Miksajı: Yerçekimi 
 En İyi Görsel Efekt: Yerçekimi 

ALINTIDIR

Be the first to comment
      

ERKEK OLMAK

Posted 24 Kasım 2012 By sevdaluk

 

 

ERKEK OLMAK;
Hayatina bir sürü kadin girmesi degildir. Önemli olan; kaç kadini
gerçekten sevdigi ve onlara ne kadar dürüst olabildigidir…
ERKEK OLMAK;
Genis omuzlara sahip olmak degildir. Önemli olan; kaç kadina o omuzlara
yaslanacak kadar güven verdigidir…
ERKEK OLMAK;
Kalin bir sese sahip olmak degil. Önemli olan; nazik ve duygulu
cümleler kurabilmektir.
ERKEK OLMAK;
Romantik bir ortamda güzel sözler fisildamak degildir. Önemli olan; her
sözünün kalbinden gelmesidir.
ERKEK OLMAK;
Vurdu mu oturtmak degildir. Önemli olan dokunusundaki yumusakliktir.
ERKEK OLMAK;
Büyük ve agir esyalari kolay kaldirmak degildir. Önemli olan; hayatin
yükünü cesurca tasiyabilmektir…
ERKEK OLMAK;
Killi bir vücuda sahip olmak degildir. Önemli olan; o vücutta nasil
bir kalp tasidigidir…..
ERKEK OLMAK;
Yatakta iyi olmak degildir. Önemli olan; sevilmenin sevismeden öte bir
sey oldugunu bilmektir…

Be the first to comment
      

Ayvalık

Posted 04 Kasım 2012 By sevdaluk

Ayvalık

Birgün tekrar uğrarmıyım sana
Yeşilini,mavini Rum evlerini görür müyüm
Dar sokaklarını gezer miyim
Sahile gider miyim,cunda ya bakmak için.
Bilmiyorum ama

Sen yine bizi çağır Ayvalık,
Yollarında yürüt,
ılık rüzgarınla bir
kestane yiyerek

………………………………..th.is.

Be the first to comment
      

Otuz Ekim.

Posted 30 Ekim 2012 By sevdaluk

30 ekim

bugün sana geldiğim ilk gündü,
sabırsız bekleyişimin,gel demelerine dayanamayışımın
doya doya sarılamayışımın acısını çıkardığım

soğukta oturduğun bankta,üşümüş kedi gibi,
ürkek ve çekingendin;
seni neyin beklediğini
bilememenin heyecanı vardı üstünde;
özlediğini söyledin
nasıl ve nereye kadar giderdi senin için.
bu ilk buluşma ve ilk sarılmaydı.
ben içten,sen çekingen,
sarıldık birbirimize
öptüm,saçlarını okşadım,

adı konmamıştı aramızda geçenlerin.
kokusunu çektim içime
tiryakisi gibi teninin

bugün sana geldiğim ilk gündü,

Be the first to comment
      

“Acaba o mu? Acaba o mu?..”

Posted 17 Temmuz 2012 By sevdaluk

Kapıda bizi karşılayan ev sahipleri bizden heyecanlı, biz onlardan heyecanlıyız. Ah nasıl misafirperver insanlardı. Sarılıp kucaklaştık. Birbirimizi nezaketen tanıdık:
-Benim ismim Nurdane… Hatice’nin annesiyim.
Kızımın arkadaşı Fevziye’nin annesi de kendini tanıttı:
-Ben de Sevgi, Fevziye’nin annesi…
Sevgi ismini duyunca içim bir cızzz etti ama ses çıkartmadım. Sevgi Hanım, o gün orada olan kendi annesini da tanıttı:
Asıl sürpriz de bu anne sayesinde ortaya çıkacaktı. Bakın şimdi…
Tanışma güya bitmişti. Kızım Hatice ile arkadaşı Fevziye mutluluktan uçuyordu.
Derken biraz sonra Sevgi Hanım, ikram servisi için mutfağa geçmişti. Biz de Sevgi Hanımın annesi ile hal hatır sormaya başladık. Teyze sordu:
-Kimlerdensiniz kızım siz?
Kendimizi anlattım kısaca. Rahmetli babamın Çimento fabrikasında çalıştığını, adını falan söyledim. Böyle anlatınca teyze demesin mi:
-Aaa ben o ismi tanıyorum. Benim kocam da aynı iş yerinde çalışıyordu. Hatta mesai arkadaşı olmalılar.
Teyze, kocasının ismini söyleyince bir tuhaf oldum. Dedim ki hemen:
-Teyze yoksa sizin soy isminiz Demir mi?
-Evet “Demir” dedi anlamsız bir çehre ile…
O öyle der demez, ben yerimden nasıl bir fırladım anlatamam… Kadıncağız da, benim kızım da şaşırmıştı. Mutfağa seğirtirken haykırıyordum:
-Sevgiii!
Benim sesimle içeriden de bir çığlık koptu:
-Nurdaneeee!..
Meğer ben kendi beynimde “Sevgi” ismini, “acaba o mu, acaba o mu?” diye yorumlarken, Sevgi de mutfakta ismimi düşünüp “acaba o mu, acaba o mu?” diye muhasebe yapıyormuş.
Ben çığlığı basınca o da “tamam!” diyor ve mutfaktan fırlıyor.
İki anne olarak birbirimize öyle bir sarıldık ki kızlarımız falan bir tuhaf olmuştu… Sevgi’nin annesi de şaşırmıştı?
Ama biz o an birbirimize sarılmış ağlaşıyorduk. Ben “Sevgi” diye hıçkırıyorum. O “Nurdane” diye…
Kızlarımız da annesi de bilmiyordu ama biz Sevgi ile 70’li yıllarda ilkokul arkadaşıydık. Okul bitip bir daha görüşememiş, sonra da evlenip çoluk çocuğa karışmıştık. Soyadlarımız da değişmişti.
Ama ben her “Sevgi” ismini duyunca onu hatırlıyordum. O da her “Nurdane” ismini duyunca beni hatırlıyormuş.
Şu kadere bakın ki yıllar sonra kızlarımız ortaokulda aynı sınıfa düşüyor. Orada birbiriyle canciğer arkadaş oluyor. Onların arzusu ile birbirimize misafir oluyoruz. Ogün de anneannenin orada olması tanışmamızı sağlıyor.
Bu tanışmanın üzerinden belki onbeş sene geçmiştir… Çok şükür o günden beri Sevgi’m bensiz ben Sevgi’msiz yapamam..

Be the first to comment
      

Hayata Dair

Posted 11 Haziran 2012 By sevdaluk

Hayata Dair

 

Övgü göstermekte hızlı davrananlardan sakının,
Karşılığında övgü beklerler…
Sansürlemekte hızlı davrananlardan sakının,
Bilmedikleri şeylerden korkarlar…
Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının,
Tek başlarına bir hiçtirler…
Ortalama erkekten, ortalama kadından sakının,
Kendileri tam sevemedikleri için, senin sevginin eksik olduğuna inanırlar…
Nefret ederler…
…Ve nefretleri parlak bir elmas, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan
Bir baldıranotu gibi mükemmeldir…
En usta oldukları sanattır nefret… (…C. Bukowski)

Be the first to comment
      

Yüreğim

Posted 05 Haziran 2012 By sevdaluk

hep bir adım geç kaldı,
boşluğa düşen
tutunamadan.

kanat çırpmaz o an
bilmeden sonunu
düşer sessizce

taa derinlere yüreğim…

Be the first to comment
      

Öğren – Abraham Lincoln

Posted 05 Haziran 2012 By sevdaluk

Öğren…
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan değerli olduğunu…
Hayatta kazanmak kadar kaybetmenin de olacağını…
Kaybettiğinde pes etmemeyi; kazandığında neşe duymayı öğren…
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğren…
Zorbaların görünüşte galip olduğunu, zamanın sabredenlere mükafat olduğunu…
Kitapların gücünü öğren…
Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünmeyi…
Hata yapmanın hile yapmaktan onurlu olduğunu öğren…
Kendi fikirlerine inanmasını öğren…
Herkes yanlış olduğunu söylediğinde dahi…
Tüm insanları dinlemesini öğren…
Tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmeyi
ve sadece iyi olanları almayı öğren…
Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümsenebileceğini öğren…
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğren…
Kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verenlere satmayı, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketini koymamayı öğren…
…Ve eğer haklı olduğuna inanıyorsan dimdik ayakta durup savaşmasını öğren…

Abraham Lincoln

Be the first to comment
      

Великолепный век –  Россия дубляж
(Muhtesem Yuzyil)……. russian dubbing

 

Сериал повествует о правлении султана Сулеймана Великолепного и его страстной любви к украинской красавице Роксалане. Согласно канонам исламской веры, султан мог иметь четырех законных жен и столько наложниц, сколько сможет содержать. При этом, дети первой жены становились преемниками престола. Роксолана еще девочкой была захвачена в плен и переправлена в Стамбул, где визирь Ибрагим-паша подарил ее султану. Путем интриг, подкупа и умелого обольщения украинская красавица стала женой султана. После принятия ислама она получила имя Хюррем. Сулейман возвел Роксолану в ранг главной жены, и называл ее не иначе как «милой сердцу». Роксолана была не только искусной любовницей, но и умной, интересной собеседницей, хорошо разбирающейся в искусстве и государственных делах. Чтобы реализовать свои амбиции в султанате, Хюррем устраняла всех, кто мог ей в этом помешать. В основу сценария легло несколько исторических романов и средневековых документов.

TORRENT LİNK

http://www.fast-torrent.ru/film/velikolepnyij-vek.html

 

Be the first to comment
      

Nice Nice Yıllara – Edip AKBAYRAM

Posted 12 Nisan 2012 By sevdaluk

{httpvp :/ / www.youtube.com/view_play_list?p=528026B4F7B34094}

Be the first to comment
      

Yalan Değil Dersen Borcunu Öde..

Posted 09 Nisan 2012 By sevdaluk

Yalan Değil Dersen Borcunu Öde…

Padişah bir gün, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” demiş.

Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

- “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü”.

-”Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..”

- “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”

- “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..”

- “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”

“Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir”.

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün Keloğlan gelmiş;

- “Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim.

” Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..”

Be the first to comment
      

Kadın Olmak Zor

Posted 08 Nisan 2012 By sevdaluk
Almanya ve Isvec’te dogum sonrasi ucretli izin suresi 47, Norvec’te 44, Yunanistan’da 34 hafta. Turkiye’de ise bu sure sadece 16 hafta.
kadinlarin yuzde 41.9′u siddet goruyor ve yuzde 48′i bunu kimseye soyleyemiyor. calisan kadinlarin yuzde 44.1′i, calismayan kadinlarin 41.1′i siddet magduru. en az bir kez hamile kalmis her 10 kadindan biri gebeligi sirasinda dayak yiyor.
turkiye’de 21 milyon surucunun dort milyona yakini kadin. ‘trafikte taciz olduruyordu’, ‘trafikte taciz korkusu’ basliklari, gazetelerin ucuncu sayfalarinin degismezi. anketlere gore bir kadin surucu, hayati boyunca en az bes kez trafikte ciddi manada tacize ugruyor
100 kadindan 62′si isgucune katilmama sebebini ‘ev kadini’ olmasina bagliyor. ev kadinlarina istege bagli sigortalilik olanagi saglaniyor ama primlerin yuksekligi ve ese bagimlilik yuzunden sigorta yaptiramiyorlar.
2006 yilinda yapilan arastirmaya gore 2000-2005 yillari arasinda bin 190 genc kiz ve kadin tore cinayetine kurban gitti. her yil yaklasik 200′u askin kadinimiz tore cinayetine kurban gidiyor. aile tarafindan oldurulmeyen ama kendini oldurmeye zorlanan vakalar ise kayitlara tore cinayeti degil intihar olarak geciyor.
turkiye’deki her uc evlilikten biri zorla ya da erken evlilik. bazi yorelerde evlilik yasi 12′ye kadar iniyor.
turkiye’de 4 milyona yakin kadin okuma yazma bilmiyor. 6-24 yas grubunda okuma yazma bilmeyen 220 bin kadin var. ilkogretimde kiz cocuklarinin okula gitme oraninin en dusuk oldugu iller soyle siralaniyor: bitlis yuzde 84.27, van yuzde 84.57, hakkari yuzde 85.05.
turkiye’de cok esli evlilik orani resmi olmayan rakamlara gore ortalama yuzde 10. ancak, guneydogu anadolu ve dogu anadolu’da bu oran cok daha yuksek. diyanet isleri baskanligi’nin acik bir sekilde cok esliligin karsisinda tutum almis olmasina ragmen, dini gerekceler ve asiret yapisi cok eslilige zemin hazirliyor.
bazen bir sokak kosesi, bazen bir otobus, bazen bir isyeri; kadinlarin hepsi, hayatinda en az bir kez mutlaka tacize ugruyor. cogu bunu her gun yasiyor. buna ragmen, sadece cok kucuk bir bolumu sikayetci oluyor. cunku, ulkemizde tacize ugrayan kadinin kuyruk salladigi fikri hakim oldugu icin, sikayetci olan kadin da yetkililerin tacizine ugrayabiliyor.
reklam kampanyalarinda estetige gonderme yapmak icin kullanilan ana tema genellikle kadin. kadin estetiginin kullanilma siniri ile meta olarak kullanilma siniri arasindaki bicak sirti denge cogu zaman tartisma konusu.
turkiye’deki kres ve gunduz bakimevlerinin sayisi sadece bin 615. cocuklarini emanet edecek kurum bulamayan kadinlar, ev kadinligina mecbur kaliyor.
Be the first to comment
      

Maymun Aklı

Posted 05 Nisan 2012 By sevdaluk

maymun aklı

Size bir soru.

Bir araştırmacı kırılmaz ve yerinden oynatılamaz bir uzun ince bir cam tüpü kafese bağlıyor;

dibine de fıstık koyuyor.

Kafesteki maymun, elinin girmediği bu cam tüp içine konan fıstığı almak istiyor.

Ve de alıyor tabii.

Ancak, sonucu öğrenmeden önce, siz olsaydınız bu fıstığı nasıl çıkarırdınız ?

Kendinizi bir yoklayın, siz olsaydınız n’apardınız ?

Sonra da maymunu seyredin.

 

 

 

monkey mind

A question to you.
A researcher can not be played over the break and a long thin glass tube connectsthe cage;

peanuts in the bottom of it says.

Monkey in the cage, put his hand into the glass tube nut that wants to not enter.

And taking the course.

However, before learning the result, how nuts you take off that you were?

Poll yourself, you n’apardınız if you were?

Then watch the monkey.

Be the first to comment
      

Gülümseten Hikayeler..:)

Posted 03 Nisan 2012 By sevdaluk

Odanın köşesinde büyük bir fıçı şarap görünce şaşırır tabii. Dayanamayıp sorar,
- Bu ne üstad, hani sen artık içmeyecektin? Neyzen Tevfik istifini bozmaz:
- Ne yaparsın oğul, içmezsem kuvvetten düşüyorum.
- Peki içkinin ne faydası oluyor?
- Olmaz olur mu? Mesela bu fıçı buraya geldiğinde yerinden kaldıramıyordum. Ama simdi tek elimle bile kaldırabilirim!..

Sirkeci Garı’ndaki birahanede oturup demlenen Eşref’e, orada bulunanlardan biri,
- Üstadım, o güzel hicivlerinizin çoğunda isim olmadığı için kime yazıldığını anlayamıyoruz, der.
- Hicivlerim numarasız gözlük gibidir. Her rezile uyabileceği için isim belirtmiyorum!..
************

Macar şair Sandor Petofi, nehrin karşı kıyısına geçmek zorundaydı ama hiç parası yoktu. Sandalcıya,
- Arkadaş, dedi. Sana verecek param yok, ama istersen
çok güzel bir öğüt verebilirim.
Kayıkçı, kabul eder ve karşıya geçerler. Petofi, kıyıya adımını atar atmaz verir öğüdünü:
- Bana yaptığını başkalarına yapma, yoksa aç kalırsın…

***********

Cervantes artık ihtiyarlamıştı. Bir gün bir köy meyhanesinin önünde durup genç ve güzel meyhaneci kıza aşkını ilan etmeye başladı.
Kız pek yüz vermedi tabii:
- Otuz yıl önce buradan geçmis olsaydınız belki aşkınıza karşılık verebilirdim, dedi.
Cervantes gülümsedi önce:
- Otuz yıl önce de geçtim buradan. Ama o zaman annenize rastlamışım ve tıpkı sizin sözlerinizi şöylemiştim ben de ona…

*************

Meşhur bir sigara tiryakisi olan Reşat Nuri Güntekin’e
doktor öğüt veriyordu:
- Sigara bir taraftan iyidir, bir taraftan fena…
Güntekin, doktorun sözünü kesti:
- Merak etme doktor, ben sigarayı yalnız bir tarafından içerim.

*************

Bazı buyuk adamların doğdukları ya da yaşadıkları evlerin üzerine, onlar öldükten sonra birer yazılı levha koyma adetinden söz ediliyordu.
Florinalı Nazım, Süleyman Nazife sordu:
- Üstad! Ben öldükten sonra kapıma koyacakları levhaya acaba ne yazarlar?
Süleyman Nazif, büyük bir ciddiyetle su yanıtı verdi:
- Kiralik Ev!..

*************

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günleriydi. Karpic Lokantası’nda bir politikacı içkinin de etkisiyle coşmuştu:
- Su Hitler’in, bizim politikacilarirnizdan nesi fazla?
Lokantada bulunan Ercument Ekrem Talû iÇkisinden bir yudum alıp yanıt verdi:
- Sadece H’si…

*************

Halit Fahri Ozansoy bir ziyafete davet edilmişti. Ertesi gun Ercüment Ekrem Talu’ya rastladı. Talu takıldı arkadaşına,
- Dün gece nerelerdeydin yahu!
- Sorma kardeşim, kendimde değildim.
Talû başını salladı:
- Kim bilir ne rahat etmişsindir!

**************

Cağaloğlu’nda bir yazıya verilecek para konusunda çeşitli yöntemler, ölçütler kullanilir.
Çoğunlukla da yazının sayfa sayısı değil de imzası önemlidir yayıncılar için.
Vakit gazetesinde Hakki Tank ise satır hesabına göre ödermis parayı.
Bir gün Ortaç bu durumdan yakınınca, Ömer Seyfettin kıkır kıkır gülmeye baslar:
- Ah cancağızım, satırbaşı yapmaktan anam ağlıyor.
*************

Celal Sahir Erozan, bir dost toplantısında;
- Ben bir dulun ikinci kocasi olmak istemem, dedi.
Süleyman Nazif atıldı hemen:
- Peki birinci kocası mı olmak istersiniz?

***************

Ercüment Ekrem Çamlıca’da geniş bahçeli bir evde oturuyordu. Bir cuma günü Yahya Kemal ziyaretine gitti.
Evi kolayca buldu ama kapıdaki “Köpek vardır, dikkat ediniz” yazılı levhayı görünce irkildi birden:
- Eyvah, dedi. İçeriye ihtiyatla girmek lazım.
Önce kapıdaki çıngarığı çaldı kuvvetlice.
Gelen giden olmayınca ne olur, ne olmaz diye eline irice bir taş alıp tedirgin adımlarla bahçeye girdi.
En ufak çıtırtıya kulak kabartarak, eve doğru yürürken bir tane daha gördü aynı levhadan.
Tedirginliği arttı ama yürümeyi sürdürdü. Ama o da ne?
Bir normal “Köpek vardır dikkat ediniz” levhası daha! ..
Artik adim atacak cesareti kalmamıştı.
-Ercüment!.. Ercüment!.. diye bağırmaya başladı.
Ama sesine ses veren olmadi…
Yahya Kemal cesaretini toplayıp eve kadar yürümekten başka çaresi kalmadığı anladı. İhtiyati elden bırakmayarak yürümeye başladı.

On beş-yirmi adım sonra evin kapısının önünde buldu kendini.
O sırada da Ercüment Ekrem bahçenin diğer köşesinden çıkageldi. Dostunu görünce sevindi.
- Vay, safa geldin Yahya Kemal!..
- Safa bulduk azizim ama ödüm de patladı.
- Ödün mü patladı? Sebep?.
- Daha ne olsun, her yanda levha asılı. Bağlı mı bari?
- Bağlı mı? Aman Yahyacığım nasıl kıyar da bağlarım?
Ercüment Ekrem, tam da o sırada evin arkasından dolaşıp gelen yumruk kadar fino yavrusunu gösterdi:
- Bak!..
Yahya Kemal köpeği görünce şaşırdı:
- Ay! O levhalar bunun için miydi?
- Degil mi ya, iki gözüm? Zavallı yavrucağızı görmeyip üstüne basarlar diye astım o levhaları!..

Not :Alıntıdır

Be the first to comment
      

Zeytinyağı ve Faydaları

Posted 28 Mart 2012 By sevdaluk



Türkiye dünyada zeytinyağı üretiminde 5. sırada yer alıyor ama bu konuda bilmediklerimiz de var

· Türkiye`de kişi başına yılda 1 litre, komşumuz Yunanistan`da 18-20 litre, ABD` de 450 gr, Tunus`ta 10 litre civarında zeytinyağı tüketildiğini.

· Zeytin ağacının dünyanın en uzun ömürlü ağaçlarından biri olup 700 ila 2000 yaşına kadar yaşayabildiğini.

· Dünyada sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde Türkiye`nin önde olmasına rağmen zeytin ve zeytinyağı tüketiminde çok geride olduğunu.

· Dünyada ` zeytinyağlılar ` isimli tek alt mutfağa bizim sahip olduğumuzu,

· Zeytinin bütün kutsal kitaplarda geçtiğini.

· M.Ö. 2500 yıllarında Giritlilerin zeytinyağı naklinde kullandıkları küplerin hala muhafaza edildiğini.

· Bütün dünyadaki zeytinyağı üretiminin % 90 ‘nın, zeytin üretiminin % 70 nin Akdeniz Ülkeleri tarafından sağlandığını,

·Ancak; Avrupa Birliği ülkelerinin zeytinyağı tüketimi, dünya tüketiminin %70`ini, oluşturduğunu.

· 100 gr zeytinde 224 kalori, 100 gr zeytinyağında 30 mg E vitamini olduğunu.

· Çok eskiden beri, özellikle Akdeniz ülkelerinde Egzama, çıban, ağrı, mide bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanıla geldiğini.

Öğrenmiş olduk… ;)

                                                                                                                                                  
Zeytin;

-Sahip olduğu özellikler ile insan sağlığını koruyan bir mucize…

Çok eski çağlardan bu yana tüketilen zeytin, zamanla önemini daha da arttırmış, sofralardaki daimi yerini alarak insan sağlığının önemli bir koruyucusu olmuştur. Besin değeri oldukça yüksek olan zeytin, aynı zamanda yağıyla da sağlığa olan katkısını arttırmaktadır.

Sağlığa olumsuz hiçbir etkisi olmayan zeytinyağı, içerdiği antioksidanlar sayesinde kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu bir etki gösterir. Özellikle günümüzde kalp ve damar şikayetlerinin çoğalması, bu mucizevi besinin insan sağlığı açısından önemini daha da artırmaktadır.

-Besin Kaynağı: Zeytinyağı

Son yıllarda yapılan araştırmalar, zeytinin yalnızca lezzetli bir gıda değil, bunun yanında yüksek kaloriye sahip önemli bir besin kaynağı olduğunu da ortaya koymuştur. Zeytinin yanı sıra zeytinin yağı da, önemli bir besin kaynağıdır.

Eski zamanlarda “Zeytuha” denilen zeytinyağı, tüm katı yağların aksine, tüm uzmanlar tarafından başta kalp ve damar sağlığı için olmak üzere en çok tavsiye edilen yağ türü olarak bilinmektedir. Zeytinin ve zeytinyağının sağlık açısından faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

-Kalp ve Damar Sağlığı Üzerindeki Faydaları:

Zeytin ve zeytinyağının içinde yağ asitleri bulunur. Bu asitlerin çoğu vücut için zaruri olan tekli doymamış omega-6 (linoleik asit) yağlarıdır. Tekli doymamış yağlar kolesterol içermezler. Bundan dolayı zeytinyağı diğer yağların aksine kandaki kolesterol oranını yükseltmemekte, tam tersine kontrol altında tutmaktadır.

Bu konuda yapılan çalışmalarda, 1 hafta boyunca her gün yaklaşık 2 yemek kaşığı doğal zeytinyağı tüketen insanların kolestrol düzeylerinde son derece olumlu sonuçlar elde edilmiştir… Antioksidanlar, vücudumuzdaki zararlı maddeleri etkisiz hale getiren ve hücrenin tahrip edilmesini engelleyen son derece önemli maddelerdir. Düzenli zeytinyağı kullanan insanlarda yüksek antioksidan seviyeleri izlenmiştir. Ayrıca zeytinyağının kalp hastalıklarını önlediği pek çok araştırma ile de tasdik edilmiştir.

Yüksek oranda kalp ve damar hastalıkları vakalarına rastlanan ülkelerde çoğunlukla yüksek kolesterol düzeyine sahip doymuş yağlar tüketilmektedir. Bu yanlış beslenme alışkanlığı Akdeniz diyeti yani zeytinyağı tüketimi ile düzeltilebilmektedir. Zeytinyağı kandaki kolesterolü düzenlediği için kalp ve damar hastalarına ilaç olarak tavsiye edilmektedir.

Bunun yanı sıra zeytinyağı omega-6 yağ asidinin omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin vücuda belli bir oranda alınması çok önemlidir. Çünkü bu oranlardaki dengesizlik durumunda hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesi söz konusu olmaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı pek çok insan zeytinyağı ile sağlık bulmaktadır. Amerikan Kalp Birliği, kalp hastalığı riskini azaltmak için yüksek tekli doymamış yağ diyetlerinin, %30 düşük yağlı diyete bir alternatif olabileceğini ortaya çıkarmıştır.

-Kanseri önlemedeki rolü:

The Archives of Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışma, yüksek oranda zeytinyağı tüketen kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu göstermiştir. New York’ta Buffalo Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ayrı bir çalışmada ise, zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan bir madde olan ß-sitosterol’ün prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olabildiğini kanıtlamıştır. Araştırmacılar ß-sitosterol’ün hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirdiği, böylece hücre büyümesi kontrolsüz hale gelmeden kanserin engellenebileceği sonucuna varmışlardır.

Oxford Üniversitesi’ndeki doktorlar tarafından yürütülen son araştırmada da, zeytinyağının bağırsak kanserine karşı koru- yucu özelliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Doktorlar zeytinyağının bağırsak kanserinin başlamasını engellemek için midedeki asitle tepkimeye girdiğini keşfetmişlerdir. Oxford araştırmacıları aynı zamanda zeytinyağının safra asidi miktarını azaltarak ve DAO (diamin oksidaz adlı enzim) seviyesini yükselterek, anormal hücre artışına ve kansere karşı koruyucu olduğunu keşfetmişlerdir.

Ayrıca araştırmacıların raporlarına göre bol miktarda zeytinyağı ve sebze yiyen insanlarda, eklemlerdeki kronik bir hastalık olan romatizmal arterit (atardamar enfeksiyonu) geçirme riski azalmaktadır.

-Kemik gelişimine yardımcı olması:

İçerdiği E, A, D, ve K vitaminleri, çocukların ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı olması, kalsiyum kaybını engelleyerek kemikleri güçlendirmesi bakımından zeytin oldukça önemlidir. Zeytin, yaşlılara da özellikle tavsiye edilmektedir; çünkü sindirimi kolaydır ve minerallerle vitaminlerin vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Ayrıca minerallerin kemiklerde çökmesini sağlayarak kalsiyum kaybını da engeller. Kemikler organizmanın mineral yapılarının deposunu oluşturur ve kemiklerde mineral birikimi olmadığı takdirde kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan zeytinin iskelet sistemimiz üzerinde çok olumlu katkısı vardır.


-Yaşlanmayı önlemesi:

Zeytinyağının içerdiği vitaminler, hücre yenileyici özelliklere sahip oldukları için, yaşlılık tedavisinde de kullanılır, cildi besler ve korurlar. Besinlerle beraber bedenimize “serbest radikal” denilen bazı maddeleri de alırız. Zeytinyağı, başta E vitamini olmak üzere, içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle bu zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önler, hücrelerimizi yeniler, doku ve organlarımızın yaşlanmasını geciktirir.

-Tansiyon düşürücü:

Archives of Internal Medicine dergisinin 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışma, zeytinyağının yüksek tansiyona olumlu etkisini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca zeytin ağacının yaprağı ile tansiyon düşürücü ilaçlar yapılmaktadır.

-İç organlara faydaları:

Zeytinyağı mide asidini azaltarak mideyi gastrit ve ülser gibi hastalıklara karşı korur. Bunun yanı sıra safra salgısını harekete geçirerek, sindirimin en mükemmel hale gelmesini sağlar. Safra kesesinin boşalma işlemini düzenler ve safra taşı riskini azaltır. Ayrıca içindeki klor sayesinde de böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır. Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.

Görüldüğü gibi bugün birçok bilim adamı zeytinyağını esas alan beslenme modelinin en ideal model olduğunu düşünmektedir. Bu özelliklerinden dolayı günlük beslenme programında her öğünde bulunması gereken en temel besinler zeytin ve zeytinyağı olarak belirtilmektedir.

-Besin Uzmanlarının ve Tıp Dünyasının Mucize Besini Keşfi…

Zeytinyağı, tüm bu özellikleri dolayısıyla son yıllarda uzmanların oldukça dikkatini çekmektedir. Uzmanların yorumlarından bir kısmı şöyledir:

Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Dr. Dimitrios Trichopoulos: “Amerikalı kadınlar doymuş yağların yerine daha fazla zeytinyağı tüketmiş olsalardı göğüs kanseri riskinde %50 kadar azalma gerçekleşebilirdi.” “Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri.”

Sağlık ve beslenme konusunda önde gelen otoritelerden biri, CNN’in ödüllü muhabiri, The Food Pharmacy (Besin Eczacılığı) ve Food-Your Miracle Medicine (Besin- Mucize İlacınız) adlı kitapların yazarı ve uluslararası bir köşe yazarı olan Jean Carper: “İtalyanlar tarafından yapılan yeni bir araştırma zeytinyağının, LDL kolesterolünün atardamarları tıkama özelliği de dahil olmak üzere bazı hastalık süreçleriyle savaşan …antioksidanlar içerdiğini bulmuştur.”

Diyetisyen ve beslenme uzmanı, The Pyramid Cookbook: Pleasures of the Food Guide Pyramid (Piramit Yemek Kitabı: Besin Rehberi Piramidinin Lezzetleri) adlı kitabın yazarı olan Pat Baird: “Zeytinyağının çok yönlülüğü… Uzun zamandır var olan zeytin ve onun beden sağlığına olan faydası hakkında daha öğreneceğimiz çok şey var.”

Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden D. Peck: “Zeytinyağının bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya çıkarılmıştır…”

Milano Eczacılık Fakültesi’nden Bruno Berra: “… natürel sızma zeytinyağının küçük polar bileşenleri LDL’nin oksidasyona olan direncini belirgin şekilde artırır.”

II. Federico Üniversitesi Dahiliye ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden A. A. Rivellese ve G. Riccardi, M. Mancini: “Zeytinyağı insülin direncini engeller ve kandaki glikozun daha iyi kontrolünü sağlar.”

Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Frank Sacks: “Zeytinyağı açısından zengin bir diyet aşırı şişmanlığı kontrol altına almada ve tedavi etmede düşük yağlı bir diyetten daha etkilidir. Ayrıca daha uzun süreli kilo kaybına neden olur ve kiloyu korumak daha kolaydır çünkü güzel bir tadı vardır.”

-Çocukların gelişimine katkısı:

Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yağ asidi) ötürü yeni doğmuş bebekler ve gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur.

Zeytinyağı vücudumuzdaki zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri ve insan için büyük önem taşıyan yağ asitleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olur ve hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.

Zeytinyağı, insan sütündeki yağ asidi oranına benzer, dengeli bir çoklu doymamış bileşime sahiptir. İnsan vücudu tarafından elde edilemeyen, aynı zamanda vücut için vazgeçilmez önemi olan bu temel yağ asitleri açısından, zeytinyağı yeterli bir kaynaktır. Bu faktörler zeytinyağını, yeni doğmuş bebekler için oldukça faydalı kılmaktadır.

Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin doğal gelişimine katkıda bulunmasından dolayı uzmanlarca, annelere önerilen tek yağ, yine zeytinyağıdır. Anne sütüne yakın miktarda linoleik asit içermekle beraber yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadar doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır.

Be the first to comment
      

Müftülüğe akıl almaz başvurular

Posted 26 Mart 2012 By sevdaluk

KOCAELİ ;İl Müftülüğü’nde oluşturulan Aile ;İrşat ve Rehberlik Bürosu’na gelen soru ve isteklerin arasında, kendisinin Allah ile konuşmasına yardımcı olunmasını isteyenler bile olduğu belirtildi.

Din hizmetleri uzmanı Aysel Demirci ile il vaizi Muhammet Aydın’ın sorumluluğundaki Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu, ;yazılı gönderilen veya bizzat gelenlerin ;yönelttiği sorulara yanıt ;veriyor. ;Büro görevlileri tarafından bugüne kadar gelenlerin arasından derlenen bazı ;sorular ise herkesi şaşırtıyor. ;Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu görevlileri, kendilerine çocuklarıyla birlikte gelenlerin de olduğunu, ;sadece soruları cevaplandırmalarına rağmen dert ortağı aramak için gelenler de olduğunu söyledi. Büroya gelen ;ve büro görevlilerince derlenen soruların bir kısmı şöyle:

- Bana ’Sen mesihsin’ diyorlar, onunla ilgili rüyalar görüyorum. Gördüğüm şeyler doğru mu?

- Bana, ’Sen peygambersin, görevini yap’ diyor bir ses. Ben Allah ile konuşamıyorum. Allah ile konuşmama yardımcı olabilir misiniz?

-10 yıl önce tacize uğradım, şantajla bu ilişkiye devam ettirildim. Torun, çocuklarımdan utanıyorum. Ne yapmalıyım?

-Patronum eşiyle geçinemiyor. Sebebi ben değilim. Bana dini nikah yaptıracak. Geçerli midir?

- Evlenmek üzere birisi ile kafede buluştum. Bey kriterlerime uymadı. Benden o gün yapmış olduğu 100 liralık masrafı ;ödememi istiyor. Geri ödemek zorunda mıyım?

Doğum kontrolü için rahme yumurta ulaştıran kanalların bağlanması caiz midir?

Müslüman bayan, gayri Müslim veya ehli kitap birisi ile evlenebilir mi?

Kürtaj yaptırmak helal midir?

- Bayan, özel hallerinde namaz kılıp oruç tutabilir mi?

- Makyajla namaz kılınabilir mi?

- Aşure sadece kız çocuğu olan evde mi pişer?

- Eşim evrak üzerinde dolandırıldı. Elindeki malları kaybetmemek için benim üzerime geçirdi. Mahkemede de boşandık. Eve döndüğümüzde, ’Ben seni kalben boşamadım’ dedi, 2 yıl böyle yaşadık. Sonra yine evlendik. O iki yıl içersinde nikahsız mı yaşadık, zina mı yaptık? Eşimi bir kere 3 talakla boşadım ne yapmalıyım?

- Yeni evliyiz, eşim sürekli annesinin evine gidiyor. Annem de, ben de gitmesini istemiyoruz. Eşim kocası olarak benim sözümü dinlemek zorunda değil mi?

- Eşim HIV taşıyıcısı, iki yıllık evliyiz. Evlenirken bildiği halde bana söylemedi. Çocuğumuzun da olmasını istiyor. Ben test yaptırdım negatif çıktı, eşimden boşanmak için geçerli neden midir?

- Kadınların saç kestirmesi haram mı?

- Evlenmek için birisiyle görüşüyorum. Tanıdığım birisi istihare yaptı. Kötü rüyalar görmüş, ben şimdi bu kişiyle evlenmeyeyim mi?

- Hastalığımdan dolayı çeşitli eczanelerden ilaç aldım. Ama kocam parasını vermiyor. Günah kimin?

- Kredi ile ev veya araba almak helal midir?

- Kardeşlerimle görüşmeyeceğim diye yemin ettim, yeminimi tutayım mı, bozayım mı?

- Kızım akıl hastası, yılın bazı dönemlerinde evden kaçıyor ve aylarca eve gelmiyor. Kızımın hamile kalmasını istemiyorum. Kısırlaştırabilir miyiz?

- Herkesin bana, hatta televizyondaki sunucular bile ’Sen şeytansın’ diyor. Ben şeytan mıyım?

- Büyü ile kısmet kapanır mı? Gelen kısmetlerimin hiç biri olmuyor?

-Evde 18 tane kedi besliyorum. Onları bakacak yerim kalmadı artık. Acımasız hayata bırakmak istemiyorum, kısırlaştırabilir miyim?

- Kocam beni sürekli aşağılıyor. Seni boşayacağım diyor. Ondan gizli, verdiği mutfak parasından geleceğim için para biriktiriyorum. Günaha mı giriyorum?

- Kadın hastalıkları muayenesinden sonra gusül abdesti almamız gerekli midir?

- Kadınlar erkek kadın doğum uzmanına gidebilir mi?

Alıntı:Milliyet

Be the first to comment
      

Victor Hugo’ yu Duygulandıran İltifat

Posted 15 Mart 2012 By sevdaluk
Yıl, 1887… Gazetecinin biri, Victor Hugo’ya soruyor: “Eserleriniz ve siz bugüne de çok olumlu eleştiriler aldınız, çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?”
Hugo anlatıyor: “Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik. Mesafe kısa diye, evime yaya olarak dönüyordum. Fena halde sıkışmıştım. Hızlı adımlarla, malikanemin bahçe kapısına vardım. Kapı kilitliydi. Var gücümle uşağıma seslendim: ‘İgooooooor!’ Defalarca haykırmama karşın İgor’un beni duyduğu yoktu. Sidik torbam Atlas Okyanusu büyüklüğüne ulaşmıştı. Altıma kaçırmak üzereydim. Yaşlılık işte. Çaresiz, bahçe duvarına yanaştım, etrafa bakındım, görünürde kimse yoktu, fermuarımı indirdim ve su dökmeye başladım. Tam o sırada arkamda bir at arabası durdu. Hiç kıpırdamadan, sessizce işiyordum. Arabacı nefret dolu bir sesle ‘Seni haddini bilmez, buruşuk o… çocuğu! O işediğin, Sefiller’in yazarı Victor Hugo’nun duvarıdır!’ dedi. İşte, hayatımda duyduğum en iltifat dolu söz buydu.”
 
Be the first to comment
      

Komik Doktor – Hasta Diyalogları

Posted 15 Mart 2012 By sevdaluk

Bağcılar Eğitim Hastanesinden

-Ne şikâyetiniz var?
-Beynim kaşınıyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Kalbim ağrıyor. Günde üç-dört kez duruyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Ne bileyim ben, doktor muyum?
-Şikâyetin nedir?
-Karnım ağrıyor.

-Ne şikâyetiniz var?
-Beynim kaşınıyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Kalbim ağrıyor. Günde üç-dört kez duruyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Ne bileyim ben, doktor muyum?
-Şikâyetin nedir?
-Karnım ağrıyor.

 

-Ne şikâyetiniz var?
-Beynim kaşınıyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Kalbim ağrıyor. Günde üç-dört kez duruyor.

-Şikâyetiniz ne?
-Ne bileyim ben, doktor muyum?
-Şikâyetin nedir?
-Karnım ağrıyor.

-Ne zamandır?

-Doğdum doğalı.
-Şikâyetin nedir?
-Balıktan zehirlendim. Not: Hasta yanında kızarmış balığı da getirir.

-Doktor Bey, ayağım kokuyor, karım beni yatağa almıyor.

-Şikâyetin nedir?
‘Hastanın yanındaki kadın’
-Bırak kız ne söylüyorsun, doktor o değil mi, o bilsin.
-Ne şikâyetiniz var?
-Karnım ağrıyor, zemzemi çok kaçırdım ondan olabilir mi?

-Hasta: Doktor vücudumun zincirleri (omurga) çok ağrıyor.
Hasta hastanedeki tahlil sonucu alma bankosundaki ekrana bakarak Veri Giriş görevlisine sorar.
Hasta: Benim orada adım yazıyor.
Veri Giriş: Evet beyefendi doğru.
Hasta: Ama ‘Çalışılıyor’ yazıyor.
Veri giriş: Evet doğru.
Hasta: Ama ben emekliyim.

-Hasta: Doktor Bey, kafamda cırcır böcekleri, ağustosböcekleri ötüyor.
-Hasta: Doktor bey, sadece sol bacağım çalışıyor, gerisi çalışmıyor.

-Ne şikâyetiniz var?
-Doktor bey sol kulağımda bir şey var, kulağımı ısırıyor. Arada bir dışarı çıkıp tekrar içeri giriyor. (Not: Oto-skopla bakıldı bir şey görülmedi.)
-Hastanın şikâyeti ne?
- Doktor bey, annem eksi 20 derecede kuru yaprak gibi sallanıyor.
-Doktor: Hadi canım :))

-Hasta: Doktor bey, iki gündür hem sıcak hem soğuk ateşim var.
-Hasta: Doktor bey, memelerimi hissetmiyorum.

-Şikâyetiniz nedir?
-Kaba etlerim genişliyor doktor.
Hasta paldır küldür acile girer.
-Hasta : Ben çok acilim.
-Doktor: Neyin var?
-Hasta: Çok ishalim, çok acilim

Alıntı:Radikal

Be the first to comment
      

İlhan İrem – Sazlıklardan Havalanan

Posted 10 Mart 2012 By sevdaluk

{httpvp :/ / www.youtube.com/view_play_list?p=528026B4F7B34094}

Be the first to comment
      

Bizim Murat – Fil Diyeti

Posted 27 Şubat 2012 By sevdaluk

{httpvp :/ / www.youtube.com/view_play_list?p=528026B4F7B34094}

Murat Uzunal

Grup vitamin’in ilk albümünde rap laz‘ı söylemiş, uf er‘in ilk albümüne destek olmuş, arada yangın var adlı tutmamış bir pop albümü yapmış, sertaç demirtaş‘la bizim çocuklar’ı oluşturmuş ve son olarak fil diyeti yapan bizim murat‘ın gerçek adı.

Trabzon Of ludur.Grup Vitamin ilk kadrosunda yer almış ve karadeniz şivelerini o seslendirmiştir.Grup Vitamin elemanları gibi (İzel de dahil) İtü Devlet Konservatuar ı mezunudur.

 

Be the first to comment